Geri git   Kemalist Düşünce Forumu, kemalist sistem, ideolojik paylaşım platformu / Mustafa Kemal ATATÜRK / Anılarla Atatürk
Facebook

Anılarla Atatürk Ulu Önderimizin hayatından anılar


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24.08.10, 20:29   #1
Fikriye
Tüm General
 
Fikriye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Üye No: 279
Nerden: SAMSUN
Mesajlar: 3.345
Tesekkür: 31
19 Mesajina 20 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 8 Fikriye is on a distinguished road
Atatürk'ün Stalin'e verdiği cevap

Atatürk'ün Stalin'e verdiği cevap

--------------------------------------------------------------------------------
Stalin'in Sovyetler Birliği'nin başında olduğu dönemler... Sovyetlerin
Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat Karakan... 1917 Ekim Devrimi'nin yıl
dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri, anlamsız ve onur
kırıcı bir demeç veriyor. Bu demecinde aynen şunları söylüyor:

"Herkes bilsin ki, Rus Milleti; Boğazlarla, Ardahan'ı ele geçirmekten asla
vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davalarımızı halletmiş
olacağımızı şimdiden müjdeliyorum..."

Aynı gece Ankara'da Sovyet Büyükelçiliği'nde de ihtilalin yıl dönümü
kutlamaları yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, gece
yarısına doğru Stalin'in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve maiyetine
emrediyor:

"Arabaları hazırlayın gidiyorum."
"Paşamız bu saatte nereye gidecekler?"
" Sovyet Sefareti'ne."

Mahiyetin etekleri tutuşur çünkü olayı kavrarlar, içlerinden birisi
Atatürk'e:
"Paşa hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet başkanısınız,
protokolsüz nasıl gidersiniz?"
"Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz
dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları." diye
cevap verir.

Büyük önderimiz ve arabalar hazırlanır. Atatürk ve maiyeti, Sovyet
sefaretinin kapısına dayanır.
Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada sefarette
büyük bir balo vardır. Atatürk kendisini karşılayan Büyükelçi Karakan'ı
görünce:

"Merhaba Karakan" der ve aynı sert ifadeyle devam eder. "Rahatsız ettik ama
sen benim şahsi dostumsun, kusurumuza bakmazsın. Bir hususu esasından
anlamaya geldim."

"Emredin Sayın Başkan"
"Ajanstan öğrendiğime göre, başbakanınız Stalin, Ardahan'la Boğazları
istemiş, kararı katiymiş...Pek yakın bir gelecekte bu kararını
uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer
şeyler söylemiş. Tabii ki bu nutkun da bir sureti sende vardır. Getir
bakalım şunu da işin aslını faslını iyi anlayalım."

Stalin'in nutku getirilir. Atatürk metnin o kısmını yanındakilere kelime
kelime tercüme ettirir. Nutuk ajanstan geçen metin ile aynıdır. Atatürk
sorar:
"Karakan, sefaret telsizinden derhal Stalin'i bulduracaksın. Bu
beyannatından vazgeçip geçmediğini sorduracaksın. Başbakanın tükürdüğünü
yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap bu gece gelecek çünkü
benim senin başbakanından daha önemli kararım var. İstediğim cevabı
almadan sefaretinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde
gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim..."

Karakan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Atatürk'ün
söylediklerini aynen nakleder. Stalin'den gelen cevap büyük önderimizi
tatmin eder çünkü cevapta aynen şöyle söylenmektedir. "Stalin sürçü lisan
eylemiştir. Boğazlar'la Ardahan'ı almak gibi bir arzusu katiyetle
yoktur..."

Atatürk cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karakan'a hitaben "Karakan
seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz, istersen
bize iltica et."

Karakan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir
telgrafla geri çağrıldığını açıklayarak: "Teşekkür ederim. Sizi tanımış
olmam bile kafidir ancak memleketinizdeki vazifem sona ermiştir. Yarın
hareket edeceğim."

Atatürk fazla ısrar etmez ve Çankaya'ya döner. On gün sonra şöyle bir haber
gelir. Sovyetler Birliği'nin eski Ankara Büyükelçisi Karakan fırında
yakılmak suretiyle idam edilmiştir.


-alıntı-
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
K.ATATÜRK
Fikriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


vBulletin Skin Develepoed By SequaN
Powered by Kemalist Düşünce
Copyright ©2006 - 2012, Kemalist Düşünce Sistemi