Geri git   Kemalist Düşünce Forumu, kemalist sistem, ideolojik paylaşım platformu / Mustafa Kemal ATATÜRK / Atatürk İle İlgili Diğer Bilgiler
Facebook

Atatürk İle İlgili Diğer Bilgiler Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili diğer bilgi, görüş ve düşünceler


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04.06.10, 16:49   #1
Fikriye
Tüm General
 
Fikriye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Üye No: 279
Nerden: SAMSUN
Mesajlar: 3.345
Tesekkür: 31
19 Mesajina 20 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 8 Fikriye is on a distinguished road
Fikriye Hanım

Fikriye Hanım 1887 yılında Selanik'de doğdu. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Galip Bey'in kardeşinin kızıdır. Genç yaşta bir Mısırlı ile evlenmiş fakat bu evliliği yürütemeyerek, ailesinin yanına dönmüştür.1923 yılına değin Çankaya Köşkünde Mustafa Kemal'e yardımlarda bulundu. Bu arada ciğerlerinden rahatsızlandı. Münih'e gitmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal'in Latife Hanımla evliliğini öğrenince Türkiye'ye geri döndü. Birkaç gün Çankaya Köşkünde misafir edildi. İstanbul'a yerleşmeye karar verdi. 1924 yılında Ankara'dan ayrılmadan önce Münih'ten Mustafa Kemal'e getirdiği hediyeyi vermek üzere Çankaya Köşkü'ne gitti. Fakat başyaverin, Mustafa Kemal'i görmesini engellemesini kendine yediremeyen Fikriye Hanım Köşkün önünde tabanca ile kendini vurarak intihar etti.

Fikriye Hanım’a ait özel eşyalar, hayattaki tek yakını olan yeğeni Hayri Özdinçer tarafından TCDD’ye bağışlandı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Hayri Özdinçer’den eşyaları teslim aldı.
ANKARA - Bağışlanan eşyalar arasında, Fikriye Hanım’ın yatak örtüsü, udu, Atatürk’ün Şam’dan Fikriye Hanım’a getirdiği tepsi ile çeşitli fotoğraflar yer alıyor.

Ankara Garı’nda düzenlenen törende konuşan Özdinçer, Türkiye’nin, Kurtuluş Savaşı’nda yokluk ve imkansızlıklarla yaşayan “iki kişi”ye ait eşyaları, TCDD Genel Müdürlüğüne gönül huzuruyla teslim ettiğini belirtti.






Fikriye hanımın aile Soy agacı....


TCDD içindeki Atatürk’ün kaldığı evi gezerken, Fikriye hanımın odasında tek kişilik karyolanın üzerinde kocaman bir posteri dikkatimi çekti. Siyah beyaz olarak basılmış bu resimde muhteşem gözleri, düzgün hatları , siyah bukle kâkülleri ile hâlâ güzel. 22 yaşında bu eve gelmiş, hâlâ 22 yaşında orada yatağının üzerinde.

Zübeyde hanımın Atatürk’ün babası öldükten sonraki eşinin kardeşinin kızı oluyor.

“Fikriye Hanım, Mora 1897 – 30 Mayıs 1924” Yenişehir yazıyor.
Resmin altında iri harflerle şu yazılı:

“O, uğruna ölünesi adamın uğruna öldü…”
“FİKRİYE!”


Şeceresinde ise ölüm tarihi 31 Mayıs 1924 olarak yazılmış. 23 Mayıs olarak bilinir vurulduğu tarih, demek, bir hafta ölümle pençeleşmiş ve zatürreeden ölmüş.

Vitrinde resimler, aile resimleri, annesi Vasfiye hanımın başı açık olarak dadı bacıyla boydan resimleri. Fikriye hanımın Atatürk’le birlikte resimleri yok. Bu eve geldiği günden itibaren bu eve hayat verdiğini yazıyor emir çavuşları Ali Metin, fakat bu evdeki beraberliğin resimleri ortada yok. Atatürk öldükten az sonra çıktığı söylenen yangın geliyor aklıma.

Vitrinde kocaman bir çerçeve içinde Fikriye Hanımın soyağacı, kroki halinde; aldığım notlardan yazıyorum:
Babası, Konya Karamanoğulları soyundan LALOTLAR lakaplı aileden Hayrullah bey. (Lalot’un Latince anlamı “elibol”)
Baba tarafından akrabalar: Selma Sultan, Prens Hayri, Prenses Kenize Murad, Kotmara Mihracesi Sajid Han, Emekli Büyükelçi Rauf Hayri (Hatice Sultan’ın eşi).
Amcası Mehmet Hayri beyin eşi Belkıs hanım, sadrazam Tevfik Paşanın kızkardeşi.
Osmanoğlu hanedanından aileye katılanlar: Hatice Sultan, Fehime Sultan.
Anne tarafından akrabalar: Dedeleri Ömer bey Kafkasyalı
Çapanoğullarından (Çepni Türklerinden M.M.).
Kafkasya kökenli, Çapan ve Karslı, Ahıskalı, Kafkaslı soyadlı aileler. Kemal Çapan, Merzuka Çapan, Gültekin Çapan, Türkân Çapan.
Karslı Mühürdaroğullarından Ziynet Hanım, Emel Kafkaslı, Gülsev Kafkaslı, M.Nazif Kafkaslı, Serkan Kafkaslı, Seda Kafkaslı.

Bu kadar geniş bir aileden gelen Fikriye hanım şimdi bize daha yakın duruyor. Çünkü anne tarafının soyadlarına baktığımızda bu soyadları taşıyan akrabalarımızın ve arkadaşlarımızın olduğunu görmekteyiz.


İntihar ettiği silah

Araştırmacı Eriş Ülger, Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük aşkı Fikriye Hanım'la ilgili önemli bir fotoğrafı da ilk kez ortaya çıkardı. SABAH'a konuşan Eriş Ülger, Fikriye'nin, nasıl öldüğünü anlatırken arşivinden, tarihe damgasını vuran Mustafa Kemal'in hediye ettiği ve Çankaya'nın kapısından geri dönmek zorunda kalınca kendisini vurduğu, üzerinde 'MK' yazan tabancanın da fotoğrafını ilk kez ortaya çıkardı.

Mezar yerinin talimatı Ata'dan

Ülger, Fikriye Hanım'ın nereye gömüleceği konusunda yer seçiminin bizzat Atatürk tarafından belirlendiğini öne sürüp Ankara'da Kuğulu Park civarını tarif ediyor: "Fikriye, Çankaya Köşk'üne çıkarken sol tarafta gömülmüştür. O dönemin Ankara'sını düşünürseniz, Atatürk'ün her gün önünden geçtiği yer. Ne Etnoğrafya Müzesi, ne Hacettepe ne başka bir yer. Mustafa Kemal'in emriyle Çankaya Köşk'üne çıkarken sol tarafta, Köşk'ten aşağıya inerken sağ tarafta, bugünkü Kuğulu Park ve civarındadır. Defin işlemini Salih Bozok yapmıştır." Eriş Ülger'e göre, Atatürk'ün ayrıldığı eşi Latife Hanım, Fikriye Hanım'ın Çankaya'ya gömülmesini dolaylı yollardan öğreniyor. Ülger, o günü şöyle anlatıyor: "Mustafa Kemal'in yanında Salih Bozok ve Kılıç Ali vardır. Latife balkonda beklemektedir. Latife Hanım da büyük bir değişiklik vardır. Hırçın ve kızgındır. Çünkü birkaç gün önce Fikriye'nin nerede gömülü olduğunu duymuştur." Bunu Mustafa Kemal'e de söyleyince tartışma çıkar. O gün, Latife Hanım'dan ayrılmaya karar verir. Yaverine "Yozgat'a gidiyoruz" der. Sonra, Latife Hanım'ı kastederek, "Yukarıdakini de İzmir'e gönder" talimatı verir.



YAZARLARIMIZIN ARAŞTIRMALARI

Fatih Bayhan'ın yeni kitabı "Fikriye Hanım"a göre, bağevi olan Çankaya Köşkü'nü, Atatürk ve Fikriye Hanım aldı. İlk First Lady'nin mezarı ise Ankara Ulus'ta, bugün tarihi bankaların olduğu yerde..

'Latife Hanım'ın Kâğıtları' kitabının yazarı gazeteci Fatih Bayhan'ın bu hafta raflardaki yerini alacak "Fikriye Hanım" kitabında, yine ilginç iddia ve bilgiler yer alacak. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen özel araştırmacılar, Türk Tarih Kurumu, Meclis Kütüphanesi, Milli Kütüphane kaynaklarından yararlanılan kitapta, Mustafa Kemal'in Fikriye Hanım'la ilgili bugüne kadar yayımlanmamış telgrafları da bulunuyor. Kitaba göre, 1924'te ölen Çankaya'nın ilk First Lady'si, Ulus'ta bugün üzerinde tarihi bankaların olduğu yerde gömülü. Bayhan, bankalardan önce bu yerlerin "Kent Mezarlığı" olarak kullanıldığına dikkat çekiyor.

'ETNOGRAFYA MÜZESİ OLAMAZ'
Bayhan'ın kitabına konuşan, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Üyesi Mehmet Akif Işık da, Fikriye Hanım'ın mezarının, çeşitli araştırmacılar tarafından öne sürüldüğü gibi Etnografya Müzesi ve Kuğulu Park civarı olamayacağına çünkü buralarla ilgili bir mezar kaydı bulunmadığına dikkat çekiyor ve "Ankara'nın o yıllardaki mezar yeri Ulus civarında, bugünkü İş Bankası'nın bulunduğu yer ve civarıdır" diyor. Kitaptaki bir başka ilginç bilgi de, Çankaya Köşkü'ne ilişkin. Fikriye Hanım o dönemde bir bağ evi olan Köşk'ü önce görüp beğenir. 4.500 YTL'ye Ankara Müftülüğü "halk adına" bağ evini satın alır. Daha sonra Atatürk buranın TSK'ya kayıt edilmesini ister. Küçük bir onarımdan sonra Atatürk ve Fikriye Hanım, yardımcılarıyla birlikte "kasapyan" olarak bilinen bu bağ evine taşınır. Köşk, 3 ay boyunca Fikriye Hanım'ın zevkine göre döşenir.


Şuanda Atatürk ürünleri'Nden aldım Hüseyin Movit'in Atatürk'ün Gizli Aşkı Fikriyeyi okuyorum. Ordan birşeyler derlemek istedim ama kitap dedemlerde kalmış ... Bugünde forumda son anlarım, internetten birşeyler bulayım dedim... Tamir Alemi com sitesinden alıntıdır yukarıdaki bilgiler..

ATATÜRK’ÜN SADIK YAVERİ SALİH BOZOK ANLATIYOR;

Çankaya'nın tek hakimi, Fikriye...

Çoğu zaman uykusuz, dur duraksız, biteviye yorgunluk dolu günleri Mustafa Kemal Paşa için biraz çekilir hale koyan tek şey, her halde Fikriye Hanım'ın varlığıydı... Biraz Fikriye Hanım hakkında bildiklerimi anlatayım:

Fikriye Hanım, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ikinci kocasının kardeş çocuğu idi. Bir aile yakınlığı olduğundan, Fikriye, zaman zaman Zübeyde Hanım'ın yanında kalıyor ve tabii Mustafa Kemal Paşa ile birlikte bulunuyormuş...



Akaretler'deki evlerinde hemen hep bir arada bulunmuşlar. Zübeyde Hanım Fikriye'yi sever, ama kızı Makbule, nedense Fikriye'den bir türlü hoşlanmazmış!.. İkide bir kapışırlar, Zübeyde Hanım araya girer, Fikriye bir süre evden uzaklaşır, sonra yine birlikte olurlarmış...

Bu arada Fikriye'yi bir Mısırlı zengin istemiş... Ailesi düşünmüşler, taşınmışlar, sonra vermişler Fikriye Hanım'ı... Fakat Fikriye, Mısırlıların hareminde yaşamaya bir türlü razı olmamış.. Bir süre beraberlikten sonra, Mısır'dan ayrılmış ve İstanbul'a gelmiş... İstanbul'a geldikten sonra yine Akaret’ler'deki evde birlikte yaşamaya başlamışlar...

O sıralar Mustafa Kemal Paşa da İstanbul'da olduğu için, hep beraber oldukları da olurmuş... Şişli'deki evin işlerini de el altından uzun bir süre, Fikriye çekip çevirmiş...

Kuvayi Milliye'yi örgütlemek ve yurdun üstüne leş gibi uzanan Yunan'ı denize dökmek için Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'ya geçince Paşa'nın çamaşır, yatak, çarşaf gibi kirlileri yıkayacak, elbiselerini ütüleyecek birine ihtiyacı olmuş...

Eli bu işlere yatkın Bekir Çavuş adlı biri vardı; bütün bu çeşit ev hizmetlerini o görürdü. Ben Ankara'ya geldiğim zaman bu işlerde Bekir Çavuş'u buldum.

Mustafa Kemal Paşa'nın Selanik günlerinden dostu Mithat Bey vardır, Ankara'ya geldi.

Paşa ile çok yakın arkadaşlığı olduğu için, bir ara kendisine ev işlerini çekip çevirecek bir kadına ihtiyacı olduğunu hatırlatmış. Paşa da adam bulamadığını söyleyince Mithat Bey, "Niçin Fikriye'yi Ankara'ya getirtmediğini" sormuş. Gerçekten Fikriye, biçilmiş kaftan gibi bu işe uygun kadındı. Mithat Bey, bunu kendisine iş edindi ve bir gün Fikriye Hanım'la birlikte Ankara'ya çıkageldi.

Bu gelişi Mustafa Kemal Paşa'dan başka herkes yadırgadı. Bunca erkeğin arasında tek bir İstanbullu kadının barınabileceğine, hiçbir Allah'ın kulu inanmıyordu. Hele Bekir Çavuş, ateş püskürmekteydi!.. O zamana kadar Mustafa Kemal Paşa'nın bütün işlerini o yürütürken, bir kadının gelip işlerini elinden alması ve oğlu gibi bağlandığı Mustafa Kemal Paşa'dan kendisini uzaklaştırması benimsenecek iş değildi!.. Kıyametler koptu. Ben kendi kendime bu Fikriye Hanım'ın bir süre sonra İstanbul'un kısa yolunu sormaya başlayacağına inanıyordum...

Fakat olaylar hiç de beklediğimiz gibi gerçekleşmedi...

Bir kere Fikriye Hanım, Bekir Çavuş'u işinden uzaklaştıracağına, Bekir Çavuş'un emrine girmiş göründü. Bekir Çavuş, çoktandır arayıp da bulamadığı yardımcıyı görünce,



Makbule Hanım'ın kocası ve Mustafa Kemal Paşa'nın eniştesi bir Mustafa Mecdi Bey vardı. Zaman zaman Ankara'ya uğrar, çoğu zaman da Kuvayi Milliye'nin ihtiyacı olan silah, cephane ve diğer önemli maddelerin bulunması, toplanması için Suriye'ye ve başka dış ülkelere giderdi.

Klod Farer'in Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek için geldiği günlerdi. Paşa, eniştesini çağırdı ve benim yanımda:

- Mustafa, dedi; hemşire ile valideyi buraya almaya karar verdim. Sen zaten İstanbul'dan çok Ankara'da oluyorsun. Hep beraber otururuz. Sen İstanbul'a git, onları al ve İzmit'e getir. Ben İzmit'te Klod Farer ile görüştükten sonra, birlikte Ankara'ya döneriz...

Fikriye'ye dört elle sarıldı. Sökükleri Fikriye dikiyor, yemekleri Fikriye yapıyor, bulaşıkları Fikriye yıkıyor; fakat sofrayı Bekir Çavuş kuruyor, sabah kahvesini Paşa'ya Bekir Çavuş götürüyor, Paşa'yı Bekir Çavuş giydiriyordu. Adeta Bekir Çavuş bir derece terfi etmiş gibi bir şey oldu... Bu yüzden hem Fikriye'ye hem de çevresine bayağı şişinmeye başladı...

Fakat Fikriye hem yumuşak hem de sevimli bir kadın olduğu için kısa bir zamanda kendisini bütün Çankaya'ya benimsettikten başka, Atatürk'ün arkadaşlarının da saygısını kazanmasını bildi. Yaverlerden mutfak personeline kadar birçok insanın söküğü Fikriye'den sorulur oldu. Çok kısa bir sürede Fikriye, Bekir Çavuş'a ve yaptıkları işlerin hiçbirine ilişmeden, Bekir Çavuşla birlikte işleri ele almasını bildi. Yani açıkçası, Bekir Çavuş her yerde vardı ve yine Fikriye'yi ileri geri komuta ediyordu ama; Fikriye, Çavuş'un şahsiyetini silmiş süpürmüş, adeta eritip buhar haline getirmişti... Çankaya'nın tek hakimi Fikriye oldu; ve bu hakimiyetini -Bekir Çavuş dahil-hiç kimse yadırgamadı. Çünkü önce istasyondaki ev, sonra Çankaya, Fikriye'nin elinde yaşanır hale geldi...
Fikriye -kadınlar için- ortadan az uzun, ince, kara gözlü, kara kaşlı, aydınlık yüzlü bir kadındı. Güzelden fazla, alımlı idi...

İstediği zaman kişiliğini insana duyurur, istediği zaman odanın içinde varlığı fark edilmezdi. Bu marifet, çok az insanda, hele çok az kadında vardır.

Paşa'nın yalnız ihtiyaçlarını karşılamıyor, ona arkadaşlık da

ediyordu. Nitekim, Mustafa Kemal Paşa, çeşitli zamanlarda, özellikle sabahları Fikriye'yi yanına alarak yürüyüşe çıkar ve

bu yürüyüşlerden çok hafiflemiş olarak dönerdi. Demek Fikriye, Paşa'nın canını sıkmamayı ve onu oyalamayı biliyordu...

Velhasıl Fikriye, Ankara'nın çorağında açmış bir akgül gibiydi... Herkes onu görüyor, beğeniyor; fakat kimse koklamaya ve koparmaya cesaret edemeden, ona saygı ve sevgi ile bakıyordu...

Ankara'da çok yaman günler gördük. Öyle zamanlar oldu ki, aklı olan Ankara'dan kaçıyordu!..

Meclisin Konya'ya taşınmasının düşünüldüğü günler oldu... Milletvekilleri, çoluk çocuğunu yakın akrabalarına göndermeye başladılar...O günlerde de, daha tehlikeli ve amansız günlerde de Fikriye hiç renk değiştirmemiştir. Paşası ve Bekir Çavuş'u ile Ankara'yı parmağının ucunda döndürüyordu...

Ama Makbule, Fikriye ile kedi-köpek gibidir...

Mustafa Mecdi Bey, kem küm etti... Zübeyde Hanım ile Makbule Hanım'ı Ankara'ya getirmek istemediği belli idi.

Paşa sinirlendi:

- Açık söyle, ne demek istiyorsun?..

- Peki öyleyse, açık konuşacağım... Sen kardeşinle an

neni Ankara'ya aldırmayı düşünüyorsun ama, annenin ve

hele kardeşinin Fikriye ile geçinip geçinemeyeceğini hiç düşünmüyor musun?.. Biliyorsun ki; annen, senin Fikriye ile evlenmenden ödü kopar! Ama yine de pek belli etmez; Fikriye

akrabası olduğu için pek belli etmez! Ama, Makbule, Fikriye

ile kedi-köpek gibidir. Bir saat dalaşmadan duramazlar... Burasını da o hale getirirler ki; yalnız Çankaya değil Ankara bile yaşanmaz olur!.. Onun için, istiyorsan anneni getir ama Makbule'ye dokunma...

Mustafa Kemal Paşa, eniştesinin; annesinin Ankara'ya gelmesine razı, kardeşinin gelmesine karşı oluşunu, karısın İstanbul'dan uzaklaştırmak istememesine bağlamış olacak ki:

- Al, karını başına çal demiyorum... Anamı da, karım

da alıp İzmit'e getireceksin, işte o kadar!..

Mustafa Mecdi Bey: "Pekala, sen bilirsin" diye kestirip ayrıldı.



Arada, bu patırtılar kopardı ama; Fikriye Hanım'lı Çankaya, yine de iyiydi! Bu ufak tefek patırtıları bir kenara koyarsak, savaş günlerinin bütün mahrumiyetlerine, tehlikelerine, heyecanlarına, fırtınalarına rağmen; Çankaya, Fikriye Hanım'ın sayesinde hiç güneşsiz kalmadı!..

Ama, Türk ordularının İzmir'e varmasıyla birlikte, Fikriye Hanım'ın Çankaya'ya kocaman bulutlar yığılmaya başlamış... Önce kadınsı bir sezgiyle İzmir'den kuşkulanmış; hele Latife Hanım'ın adı gazetelere geçince, Fikriye Hanım'ın Çankaya, sofrasız akşamlar yaşamaya başlamış!..

Zaten halkın, "ince hastalık" dediği ciğer tüberkülozu çekiyordu...

Bu olayların getirdiği keder ve endişe, hastalığı daha da kamçıladı. Münih'te bir sanatoryuma tedavi için gönderildi...

Dönüşünü, Çankaya'ya kabul edilmeyişini, beni arayışını ve Çankaya'dan dönerken, faytonda kalbine bir kurşun sıkışını anlatmaya dilim varmıyor...

Bugün düşünüyorum da, Latife ortaya çıkmasaydı, acaba Fikriye için Mustafa Kemal Paşa ile evlenme ümidi var mıydı?.. Hayır, böyle bir ihtimal yine de yoktu, sanırım...
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
K.ATATÜRK

Konu Fikriye tarafından (04.06.10 Saat 16:58 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Ard arda mesaj gönderemezsiniz.
Fikriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.06.10, 17:25   #2
Prof.Dr.Ahmet
 
Üye No:
Mesajlar: n/a
Senin böyle bir başlık açman tam oturmuş ezgicim resmindeki de o değil mi?
  Alıntı ile Cevapla
Alt 04.06.10, 17:30   #3
Fikriye
Tüm General
 
Fikriye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Üye No: 279
Nerden: SAMSUN
Mesajlar: 3.345
Tesekkür: 31
19 Mesajina 20 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 8 Fikriye is on a distinguished road
Evet Fikriye Hanım...
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
K.ATATÜRK
Fikriye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.06.10, 19:00   #4
kemalist
Site Yöneticisi...
 
kemalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Üye No: 1
Nerden: İstanbul
Yaş: 30
Mesajlar: 4.609
Tesekkür: 57
80 Mesajina 95 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 10 kemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond reputekemalist has a reputation beyond repute
kemalist - MSN üzeri Mesaj gönder kemalist isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Fikriye hanım ile ilgili bir şey söyleyeyim. Bana Atatürk hiç mi yanlış yapmamıştır dediklerinde; söylediğim tek şey Fikriye Hanımdır.

Eğer Gazi; Latife hanım yerine Fikriye hanım ile evlense idi. Bence çok daha mesut olacaktı. Çünkü Latie hanım batılıydı ama doğululuğundan da kopamamıştı. Yani aslında ne batılı, ne de doğulu bir kadındı ama Fkriye hanım öyle değildi.

Kaldı ki; benim kanaatim evlilikte sevgi yok ise; ideallistlik bile fayda etmiyor. Fikriye Hanım, Atatürk'ü, uğrunda ölecek kadar seviyordu. Bu nedenle Atatürk'ün en büyük hatası Fikriye hanımdır ve Atatürk'te aslında ölene kadar bunu biliyordu ve pişmandı diye düşünüyorum...
__________________
[Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...]
[Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...]
FACEBOOK GRUP: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...]
FACEBOOK SAYFA: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] (Kemalist Düşünce)
[Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] (Kemalist Gündem)
TWİTTER: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...]

Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, vatana ihanettir...

Mustafa Kemal ATATÜRK
kemalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.06.10, 19:02   #5
Prof.Dr.Ahmet
 
Üye No:
Mesajlar: n/a
Alıntı:
kemalist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Fikriye hanım ile ilgili bir şey söyleyeyim. Bana Atatürk hiç mi yanlış yapmamıştır dediklerinde; söylediğim tek şey Fikriye Hanımdır.

Eğer Gazi; Latife hanım yerine Fikriye hanım ile evlense idi. Bence çok daha mesut olacaktı. Çünkü Latie hanım batılıydı ama doğululuğundan da kopamamıştı. Yani aslında ne batılı, ne de doğulu bir kadındı ama Fkriye hanım öyle değildi.

Kaldı ki; benim kanaatim evlilikte sevgi yok ise; ideallistlik bile fayda etmiyor. Fikriye Hanım, Atatürk'ü, uğrunda ölecek kadar seviyordu. Bu nedenle Atatürk'ün en büyük hatası Fikriye hanımdır ve Atatürk'te aslında ölene kadar bunu biliyordu ve pişmandı diye düşünüyorum...
Her insanın bir hatası vardır. Ve ATATÜRK'ün hatası da budur. Haklısınız.
  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


vBulletin Skin Develepoed By SequaN
Powered by Kemalist Düşünce
Copyright ©2006 - 2012, Kemalist Düşünce Sistemi