![]() |
|
![]() |
|||||||
| Atatürk İle İlgili Diğer Bilgiler Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili diğer bilgi, görüş ve düşünceler |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |||
|
Atatürk' ün Din Sevgisi
Suudi Arabistan yönetimi Vahabi inancı gereği tüm mezarları düzenleyip yok ederken, Eğer Hz.Muhammed’in mezarına dokunurlarsa askerleriyle savaşmaya geleceğini bildirmiş ve böyle tek başına Hz. Muhammed’in mezarının kalmasının sağlamıştır...
Kuran’ın Türkçe mealiniTBMM’ye yaptırmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı devlet içine yerleştirmiştir. Aydın din adamı yetişsin diye imam Hatipler açmıştır. Anıtkabir’de sergilenen cep Kur’an’ı hep üzerinde taşımıştır. Döneminde Milli Eğitim Bakanı’nın getirdiği ateist fikirler işleyen bir kitabın okullarda okutulmak istenmesinden dolayı şiddetle bakanı eleştirmiş ve kitabın yazarı olan öğretmenin de meslekten uzaklaşırılmasını istemiştir. Atatürk ile Fransız gazetesinin röportajında, gazeteci devrimlerinin din karşıtı olduğu şeklinde bir yorum yapınca bu yorumu reddedip Türk milleti daha dindar olmalıdır. Bütün sadeliği ile daha dindar olmalıdır demek istiyorum diye savunmuştur... İslam dini kurallarına göre defnedilmesini vasiyet etmiştir. Atatürk Edirne’de fırka kumandanı olarak görev yaptığı sırada cuma namazlarını Selimiye Camii’nde kılmıştır. Burada yine bir cuma namazında tanıştığı bir hafızla arasında şöyle bir konuşma geçmiştir: “Oğlum terbiye görmüş güzel bir sesin var. Okuduğun ezanı çok beğendim ve duygulandım. Seni tebrik ederim. Oğlum Edirne’de kaldığımız süre içinde ben cuma namazına hangi camiye gidersem sen de o camiye gelecek ve iç ezanı okuyacaksın...” (Atatürk ile Allah arasında - Sinan Meydan, İnkılap Yayınları) Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı yıllarında da namaz kılacaktır. Örneğin, TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’de Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde öğle ve cuma namazlarını kılmış, 7 Şubat 1923’te de Balıkesir Paşa Camiinde minbere çıkıp “Allah birdir, Şanı büyüktür. Hz Muhammed O’nun kulu ve elçisidir” diye söze başlayarak hutbe vermiş ve cemaatle birlikte namaz kılmıştır. (Atatürk ile Allah arasında - Sinan Meydan, İnkılap Yayınları) Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın amacını, İslâm'ın kurtuluşu olarak nitelemiştir. Bu amaç için savaşan Türk ordusunun başarısı için dua edilmesini istemiştir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında camilerde Kur'an ve Sahih-i Buhâri okunmasını istemiştir. "Atatürk, TBMM'nin hem milli hem de İslâmî açıdan büyük bir öneme sahip olduğunu belirtmiştir. Atatürk'ün, 21 Nisan, 1920'de Heyet-i Temsiliye adına yayınladığı tamim'de şu açıklamalara yer verilmiştir: TBMM'nin açılış günü, Hacıbayramı Veli Camii Şerifinde Cuma namazı kılınarak, Kur'an ve namazın nurlarından feyz alınacaktır." Atatürk'ün bu kişilik «özelliğini tespit edenlerden birisi olan Gott-hard Jachke'e göre Atatürk, çoğu zaman Allah'ın hidâyeti için dua etmiş, bir zaferden sonra da Allah'a şükretmeyi hiç unutmamıştır. Allah'tan yardım dilemek onun en belirgin özelliklerinden birini oluşturmuştur. Mücadelesinde her zaman destek ve yardımı Allah'tan isteyen Atatürk, her fırsatta Kur'an okutup dua etmeye özen göstermiştir. Yeni Türk devletinin temellerini atarken dayandığı tek kuvvet, Allah'a olan tevekkülü olmuştur. Atatürk, Zübeyde Hanım ve Fikriye Hanım'a cepheden gönderdiği telgrafta, Allah'ın yardımıyla kazanılan zaferlerden bahsetmiş ve vatanın kurtuluşu için dua etmelerini istemiştir. Atatürk, milli mücadeleye önderlik etmek üzere Ankara'ya geldiğinde ciddi bir biçimde maddi sıkıntı çekmekteydi. Bu durumdan haberdar olan Ankara müftüsü Atatürk'ü ziyaret etmiş ve ona bin lira gibi azımsanmayacak miktarda maddî destek sağlamıştır. Sağlanan bu maddi imkanın ardından Atatürk, Mazhar Müfit Kansu'ya, "Gördün mü, akşam ne kadar sıkılmıştık. Bu hatıra gelir miydi? Allah bize yardım ediyor" demiştir. Atatürk'ün, Büyük Taarruz sabahı, ordu hücuma hazırlanırken; "Yâ Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et... Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme! Rabb'im, Yunanlıların kazandığını gösterme bana, onlar kazanacaksa, şu gök kubbe benim başıma yıkılsın daha iyi" diye dua etmiş, "Anacığım dua et!" demiş, bu sırada gözlerinden birkaç damla yaş süzüldüğü görülmüştür. Yine aynı gün, Türk topçuları düşman siperlerini dövmeye başladığında, Allah'ım, Türk Milletini ve ordusunu koru, diye dua etmiştir. "...Benim için dünyada en büyük mevki ve mükâfat milletin bir ferdi olarak yaşamaktır. Eğer Cenabı Hak beni bunda muvaffak etmiş ise, şükür ve hamdlar ederim. Bugün olduğu gibi, ömrümün nihayetine kadar milletin hadimi olmakla iftihar edeceğim." Şeyh Senûsî; Atatürk'ü, halâskâr-ı İslam yani İslâm'ın kurtarıcısı olarak nitelendirmiştir. Atatürk'ün çalışma odasında bulundurduğu Kur'an nüshalarından ikisini Şeyh Senûsî hediye etmiştir. Pakistan'ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah, Atatürk'ü "Yakın doğunun Müslüman devletlerine örnek olabilecek hizmetler yapan, çağdaş İslâm dünyasındaki en büyük Müslüman" olarak tanıtmıştır. Atatürk'ün Kur'an Hayranlığı! Atatürk'e 1923 yılında küçük boyda bir Kur'an-ı Kerim hediye edilmesi üzerine: Bence kıymetini takdire imkan olmayan bu hediye Kur'an-ı Kerim'i; en derin hürmetkar din duygularımla muhafaza edeceğim, demiştir. Atatürk, Ankara'da Müftü Rıfat Börekçi ve ulemânın katıldığı bir karşılama toplantısında, Kur'an'a olan saygısını, onu öpüp başına koyarak göstermiştir. Atatürk, o sırada Seymen alayının idarecisi Güvençli İbrahim'in göğsünde hamayli şeklinde duran Kur'an'ı saygıyla öpmüştür. Atatürk, Kur'an'a duyduğu saygıyı, Kur'an okuyana karşı göstererek de gerçekleştirmiştir. 1922 yılına ait not defterinde Atatürk, sık sık, "hafıza Kur'an okuttum", "hafız Kur'an okudu" ifadelerine yer vermektedir: Kuran’ın Anlaşılması için, Türkçe'ye Çevrilmesini istemiştir. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın. Atatürk, burada Kur'an'ın Türkçe'ye çevrilmesinin gerekçelerini açıklamaktadır. Atatürk, yeni yetişen nesle, Kur'an'ın mealinin en kolay ve anlaşılır yöntemlerle öğretilmesini istemiştir. Kur'an âyetlerinin, halkın anlayacağı şekilde Türkçe olarak açıklanmasını önermiştir. Atatürk, Kur'an tefsirinin, bazı kimselerin özel uzmanlık alanı olarak kalmamasını, halkın dinî ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir işleve kavuşturulmasını tavsiye etmiştir. Atatürk, Kur'an'ı okuyan kimsenin, ondan mutlaka bir şeyler anlayabilmesi ve Allah'la doğrudan irtibata geçmesi gerektiğini ifade etmek istemiştir. Nitekim bir keresinde İnşirah sûresini okuyarak anladıklarını açıklamaya çalışmıştır. Milli egemenlik kavramının ve bağımsızlık aşkının Kur'andan kaynaklandığını vurgulamıştır. Atatürk Fatiha suresinin Türkçe'sini ezberlemişti. Okudu, o kadar güzel ve canlı okudu ki güzel ve canlı okuyan bile buna hayran oldu. İyyâke'lerdeki hem niyaz nüktelerini hem hasr manalarını hakikaten canlandırdı. İhdinâ'daki yalvarışları insan psikolojisine en uygun durumda okumayı başardı. Hasılı Türkçe bir ibare; nükteleri, bediî rolleri ancak bu kadar meydana çıkarılmak suretiyle okunabilirdi. Atatürk, İslâm tarihini çok iyi bilen bir önderdi. O, bir aralık kendisini İslâm Tarihine vermiştir. İslâm tarihini ve Hz. Muhammed'in hayatını derinden incelemiştir. Atatürk, tarih çalışmaları yapmak üzere Yalova'ya giderken İslâm Tarihine ve dinler tarihine ait Türkçe, Fransızca kitapları da beraberinde götürmüştür. Saatlerce süren okumalar ve tartışmalar yapmıştır. Aylarca süren bu etkinlikte Afet İnan, kendisine asistanlık etmiştir. Atatürk, kendi özel kütüphanesinde bulunan birçok kitabı okumuş ve önemli bulduğu yerlerin altını çizmiştir. Ayrıca bu kitapların kenarlarına birtakım notlar düşmüştür. |
|||
|
|
|
#2 | |
|
Site Yöneticisi... |
Alıntı:
Atatürk Muhammet'in hayatını inceledikten sonra; "çok zeki olduğunu söylemiştir." Bunun nedeni ancak çok zeki insanlar; gerizekali insanları peygamberim diye kandırabilirler. Araplar da aynı oyuna kanmışlardır. Aslında çoğu kanmak için değil; zengin olmak için müslüman olmuşlardır. Nede olsa katliam yaptıkları yerlerde ele geçirilen ganimetler; esir kadınlar; köleler çok cazip. Muhammet bu etmenleri üstün bir zeka ile kullanmıştır. Tıpkı RTE gibi...
__________________
[Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] FACEBOOK GRUP: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] FACEBOOK SAYFA: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] (Kemalist Düşünce) [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] (Kemalist Gündem) TWİTTER: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, vatana ihanettir... Mustafa Kemal ATATÜRK |
|
|
|
|
|
|
#3 | |||||
|
Er
|
Atatürk ü yıllarca dinsiz diye halka tanıtanların gözüne sokmak lazım
|
|||||
|
|
|
|
|
#4 | |||
|
Saçmalıyorsunuz bazen kemalist...
|
|||
|
|
|
#5 |
|
Site Yöneticisi... |
Bu cümlenize direkt hadis ile cevap vermek istiyorum...
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Benî Mustalık gazâsında Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber sefere çıkmıştık. Ve arab esirlerinden birçok kadın esirlere kavuşmuştuk. O günlerde kadınlara karşı arzumuz artmış ve bekârlık bize çok güç gelmişti. (Esir kadınlara yaklaşmak, fakat çocuk yapmamak için) azl etmeği de düşünüp azletmek istiyorduk. Ancak Resûlullah aramızda iken (bunun hükmünü) ona sormadan nasıl azlederiz? dedik de bu mes`eleyi Peygamber`den sorduk. Resûlullah: Bunu yapmamanızda bir beis yoktur. (Azil yapmamanız vâcib kılınmamıştır). Fakat Allah`ın ezelî ilminde kıyâmet gününe kadar vücud bulacak olan her zî-hayât, bu dünyâda her halde vücud bulacaktır! diye cevab verdi Sahih- i Buhari Hadis no 1596 Eğer siz Atatürk'ün bu hadisten bihaber olduğunu veya bildiği halde esir alınan kadınlara yapılan tecavüz olayına ses çıkarmayan hatta azl yapabilirsiniz diyen kendinden meczup birisini övdüğünü düşünüyorsanız, bence kimin saçmaladığı konusunda yanılıyorsunuz... Hadi Atatürk'ün dini inancını kendisine bırakalım o ayrı ama bari; din sevgisi diye yalan söylemeyelim. Siz sevebilirsiniz -belki de bilmediğinizden- ancak bu tür bir sapıklığı Atatürk gibi birisi sevemez. Çünkü o çok araştırmıştır bu konuları...
__________________
[Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] FACEBOOK GRUP: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] FACEBOOK SAYFA: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] (Kemalist Düşünce) [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] (Kemalist Gündem) TWİTTER: [Üye Olmadan veya Giriş Yapmadan Linkleri Göremezsiniz Üyelik İçin Tıklayınız...] Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, vatana ihanettir... Mustafa Kemal ATATÜRK |
|
|
|
|
|
#6 | |||
|
Evet kesinlikle haklsınız bu konuda zaten ben sapık da değilim. Eğer Kuran sapık olun dese Müslüman olmazdım. Vahşet resmen.
|
|||
|
|
|
#7 | |||||
|
Çavuş
|
Yahu bu konu hakkında diğer başlıkta tonla yazı yazdık ama hala anlamamak için direniyorsunuz.Araştırıyorsanız birşeyleri tam araştırın.Yada kronolojik bir analiz yapın.Yazık diyorum sadece.
|
|||||
|
|
|
|
|
#8 | |||
|
Sana Yazik
|
|||
|
|
|
#9 | |||||
|
Çavuş
|
"Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra bu din Arapların (..) Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. (..) "
"Türk milleti birçok asırlar, bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..) " "Türk milletini Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. (..) " "Din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. (..) Artık Türk, cenneti değil, son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra..." Bak bunlar Atatürk'ün sansürlenmiş sözleri.Can Dündar'ın bu konuda söylediği bir söz var onuda aktarayım hemen. Nasıl oluyor da din konusundaki görüşleri bu kadar net olan bir lider hâlâ yanlış yorumlanıyor? Yukarıdaki satırların çoğu, Türk Tarih Kurumu tarafından 1969 ve 1988'de basılan "Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları" kitabında yer almıyor da ondan... İnanması zor; ama kendi kurduğu kurum, Atatürk'ün notlarını sansür ederek yayımladı. "Medeni Bilgiler"i geçenlerde yeniden basan Örgün Yayınevi, Türk Tarih Kurumu'ndan bir özürle yeni baskı beklediklerini yazmış. Atatürk'ün okullarda okutulsun diye kaleme aldığı kitabının bile sansür edildiği bir ülkede yaşıyoruz. Düşünce özgürlüğü mü dediniz? |
|||||
|
|
|
|
|
#10 | |||||
|
Kıdemli Üst Çavuş
|
Kronoloji... Atatürk'ün dindar olduğunu savunanların gözden kaçırdığı ya da gözardı ettiği nokta kronoloji yapmaktır.
__________________
Güneşe yaklaşmak gerek Aydınlanmalı memleket Karanlıktan korkmamak gerek Elimizde cumhuriyet fenerleri Yılmamak gerek, yorulmamak gerek Kağan Bahadır |
|||||
|
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|