![]() |
|
![]() |
|||||||
| Kemalizm Temelleri Kemalizmin doğuşu ve kemalizn temel yapı taşları |
|
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | ||||||
|
Tüm General
|
Mustafa Kemal'i Anlayamamak..
Mustafa Kemal'i Anlayamamak..
"Atatürkçülük" ya da "Atatürk ilke ve devrimleri" denilince böylelerinin yüzleri ekşir, öfkelenirler! Görüşlerini açıklamaları için bunlara bazı gazetelerde her zaman yer ayrılır. Bir bölümü zaten bu tür gazetelerde köşe yazarı, önemli bir bölümü de TV kanallarının vazgeçilmez konuşmacılarıdırlar. Temeli, akıl ve bilime dayanan, "Atatürkçü düşünce sistemi" ve "ulusal birlik" gibi söylemler onlar için dogmadır. İçlerinde, "Kemalist ideolojinin yöntemlerinin, kuruluş felsefesi olarak karşı olduğu dinsel referanslı sistemler ile inanılmaz bir benzeşme gösterdiğini, Cumhuriyetin, 1923'ten günümüze, hurafe olarak değerlendirdiği ve karşı çıktığı değerler sisteminin karşısına yeni hurafelerle çıktığını" söyleyebilenler vardır. Peki onların asıl hedefi nedir? Atatürkçü düşünce sistemi karşıtlarının dış uzantılarından olan, Le Monde gazetesi yazarı Marie Jégo , onların henüz dillendiremedikleri asıl hedeflerini, Türkiye'nin ulusal bütünlüğüne dil uzattığı 15 Ekim 2004 tarihli başyazısında, şu cümleleriyle ifade etmişti: "Kemalist dogmanın, özellikle de ulusal birlik dogmasının tozunu almanın artık vakti gelmedi mi?" Mustafa Kemal 'in başlattığı Anadolu aydınlanmasını kavrayamayan bu kişiler, toplumu geriye ve çatışma ortamına götüren gelişmeler karşısında duyarsız kalırlar. Kendisine yöneltilen dayanaksız suçlamalar nedeniyle aydınlanmacı kişiliği ile tanınan bir rektörün tutuklanmasına, çalışma arkadaşının intiharına yol açan gelişmeler, Danıştay saldırısı, bazı siyasilerin, aydınlanma temelleri ve bilim yuvaları olan üniversitelere yönelttikleri dayanaksız suçlamalar onları pek ilgilendirmez. AİHM'nin, türbanla ilgili kararı üzerine "ulemaya sorun" denilmesi, "Dindar cumhurbaşkanı istiyoruz" gibi söylemleri duymazlıktan gelirler. Onların tüm sorunu, Atatürkçü düşünce sistemidir. "Benim manevi mirasım bilim ve akıldır" diyen Mustafa Kemal Atatürk ve onun devrimlerine neden saldırırlar? Bunu anlamak zordur. Atatürk olmasaydı. Onlara sormak gerekir. Mustafa Kemal olmasaydı bugün Türkiye'nin dünya coğrafyasında alacağı konum ne olurdu? Cumhuriyetin kuruluşu başlı başına bir Atatürk Devrimi'dir. Bu devrim yapılmayıp, kurtarılan Anadolu toprakları yeniden saltanat yönetimine mi yoksa emperyalist güçlere mi bırakılmalıydı? Öğretim Birliği Yasası olmasaydı ülkemizde ulusal birliktelik ve laik eğitim sağlanabilir miydi? Yazı Devrimi olmasaydı bugün okuryazarlık oranı ne olurdu? Çağdaş hukuk düzenine geçilmeseydi, kadınlara çağdaş haklar verilmeseydi bugün kadınlarımız "birey" olabilir miydi? Laiklik olmasaydı demokrasi olur muydu?Atatürkçü düşünce karşıtları, dünya üniversitelerinin bilimsel yayın performanslarını ölçen ISI (Institute for Scientific Information) raporlarındaki istatistikleri biliyor olmalılar. ISI 2006 verilerine baktıklarında şunu göreceklerdir: Bir yılda üretilen makale sayısı bakımından, Türkiye dünyanın 19. ülkesi. 1.5 milyar nüfuslu Müslüman coğrafyasında nüfus oranımız sadece yüzde 5 olmasına karşın bu ülkelerde üretilen bilimsel yayın sayısının yarıdan fazlası, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, laik Türkiye Cumhuriyeti'ne ait. Mayıs 2007'de yayımlanan Türk yükseköğretiminin performansını gösteren Bologna Değerlendirme Raporu'na göre, Türkiye, 5 üzerinden 4.17 (Çok iyi performans) ortalama notu ile 48 ülke arasında Almanya ile birlikte 9. sırada. Bu fark nereden kaynaklanmaktadır? Biraz ciddiyet. Tüm bu soruların yanıtları elbette çok açık. Soruları yanıtlamakta, Mustafa Kemal'i ve onun ilke ve devrimlerinin önemini anlamakta zorluk çekenlere, aydınlanmayı, "Ata'nın Damal Dağı'na yansıyan siluetine benzetme" ciddiyetsizliği gösterenlere, bir Ortadoğu gezisi önermek gerekir. Niçin mi? Halen milletvekili olan eski bakanlarımızdan biri geçen yıl hac ibadeti için Arabistan'a gider. Bu ülkedeki yaşam biçimini ve yaşadığı düzensizlikleri görünce, hac dönüşünde defterine şu üç cümleyi not eder (Y. Donat, Sabah, 22 Ocak 2006) "1- Büyük Atatürk... Senin büyüklüğünü bir kez daha gördüm. 2- Demokrasiden iyi bir rejim yok, 3- Laiklik o kadar önemli bir şey ki." Prof. Dr. İsa EŞME 06 temmuz 2007 Cumhuriyet
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. K.ATATÜRK |
||||||
|
|
|
|
|
#2 | ||||||
|
Tüm General
|
Atatürk`ü, Kemalizm`i Anlayamadık Gitti 11 Ağustos 2006
Ne Atatürk`ü ne de devrim ve ilkelerini anlayamadan 68 yıl geçip gitti. Bu geçen zaman içinde, bazıları da bu zamandan iyi yararlanarak Atatürk`ü kullanmayı çok iyi bildiler! Topluma, O`nu tanıma fırsatı verilmedi. Toplum belirli klişeler içinde bırakıldığı için, sadece ve sadece adını belleklerine yerleştirebildiler. Hepsi o kadar!.. Dedik ya “Kurtuluş Savaşı”,”Cumhuriyet”, 10 Kasım” gibi klişeler arasında sıkışıp kalan toplum, nasıl olurda Atatürk`ü, neler yaptığını ve neler yapmak istediğini anlayabilirdi? Bir de bütün bu olumsuzluklara, durdurulan çağdaş eğitim eklenince, ne “ulusalcılığı” ne de “tam bağımsızlığı” kökten kavrayabildik. Atatürk`ü, Kemalizm`i anlamak demek, sadece O`nu sevmek, anmak değil ki! Zaten böyle yaparak kendimizi O`dan uzaklaştırmadık mı? Kendisinden çok, heykelleriyle, büstleriyle, resimleriyle oyalanmadık mı yıllarca? Sonunda geriye sadece klişeler kaldı. Her birimiz birer Atatürk olacağımıza, O`nun yolunu gözler olduk! Hâlbuki böyle mi yapmamız gerekiyordu? Elbette ki tutulan yol yanlıştı. Bu yanlış yolu toplum tek başına seçmedi. Politikacılar, aydınlar, O`nu severmiş, sayarmış gibi görünenler toplumu bu yola sevk ettiler. Toplumun Atatürk`ü çok iyi anlaması, onların, kendi çıkarları doğrultusunda olmadığı için, işlerine gelmiyordu. İlk olarak Atatürk`ü ve Kemalizm`i tam olarak kavramada ışık tutan eğitime el atıldı. Mustafa Necati`nin ve Hasan Ali Yücel`in başlatmış olduğu çağdaş eğitim tarihin sayfaları arasında sıkışıp kaldı. Verilen yüzeysel bir eğitimle, Kemalizm`de o derece yüzeyselleşti. Böyle bir ortamda da Atatürk ve Kemalizm karşıtları gelişme imkânı buldular. Gene böyle bir ortamda öğretmen kıyımları başlatılmış oldu. Bütün bunları ve Türk ulusunun başına geleceklerini Mustafa Kemal biliyormuş gibi “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Sözünü tekrarlayıp durmuştur. Dinleyen kim!.. Yarım asır süren ve sürmekte olan bu kısır döngü içinde kalan toplum maalesef ne Kemalizm`i ve ne de Atatürk`ü anlama imkânı bulabildi. Bu anlamamalığın çerçevesinde Atatürkçüler, Kemalistler çoğalmaya başladı! Onun adına dernekler kuruldu, araştırma merkezleri açıldı vs. Ama bu demek değildir ki, bizler Atatürk`e olan görevimizi yerine getirdik. Eğer O`nu anlamışsak, devrim ve ilkelerine tamamen sadık kalmışsak, bu devrim ve ilkeleri geliştirmişsek, işte o zaman Atatürkçülük görevimizi yerine getirmiş oluruz. Aksi takdirde, yapılanların hepsi, göz boyamadan öteye gidemez. 2006 yılının Türkiye`de maalesef bunun böyle olduğunu gösteriyor. Dr. Yüksel Cavlak
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. K.ATATÜRK |
||||||
|
|
|
|
|
#3 | |||
|
Gerçekten çok doğru yazılmış iki yazıyı bizimle paylaştığın için teşekkürler EZGİ...
|
|||
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|