|
|
#1 | ||||||
|
Kıdemli Üst Çavuş
|
atatürk ün anıları
arkadaşlar ben bu konuda araştırma yaptım ama yaptıklarımın genelinde hep aynı anıları buldum sizin bildiğiniz daha farklı duyulmamış atatürkle ilgili anıları burda paylaşırsanız memnun olurum bu sayede herkes atatürkün anıları okumuş ve duymuş olur
|
||||||
|
|
|
|
|
#2 | ||||||
|
Tüm General
|
Arkadaşım Atatürk'ten anılar dıye bır bolum zaten var konçarken bıraz daha dıkkatlı olalım lütfen! Konuyu anılar kısmına taşıyorum
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. K.ATATÜRK |
||||||
|
|
|
|
|
#3 | |||||||
|
Albay
|
KAHRAMAN TÜRK KADINI
17 Mart 1923 Tarsus: Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı. Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu: "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!" Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar. Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi: "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın."
__________________
Düşüncenin suç olmadığı bir dünya kurulabilir mi !! |
|||||||
|
|
|
|
|
#4 | |||||||
|
Albay
|
TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM
Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı. —Binbaşı mısınız? —Hayır. —Albay mı? —Hayır. — Korgeneral mi? — Hayır. — Peki nesiniz? — Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi: -Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!.. General SHERRIL
__________________
Düşüncenin suç olmadığı bir dünya kurulabilir mi !! |
|||||||
|
|
|
|
|
#5 | ||||||
|
Tüm General
|
Bu en son anı gerçekten çok anlamlı...
__________________
Cebren ve hile ile aziz vatanın,bütün kaleleri zapt edilmiş,bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler,hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.Millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. K.ATATÜRK |
||||||
|
|
|
|
|
#6 | ||||||
|
Yüzbaşı
|
yin€ ataturk ama hala adamın değerını bılmeyenler var €n kotu olan....
![]() |
||||||
|
|
|
|
|
#7 | ||||||
|
On Başı
|
|||||||
|
|
|
|
|
#8 | |||||
|
On Başı
|
Atatürk ve Çiftçi
Birgün Atatürk makam arabasıyla beraber Ankara'nın köylerini geziyormuş. Camdan etrafı seyrederken bir çifçinin döven kazma ile toprağı kazdığını ve bir dövenin ucunda bir kadın olduğunu görmüş ve şoförüne arabayı durdurmasını söylemiştir. Sonra çiftçinin yanına varmıştır. Çiftçiye sorularını sormuştur.
Atatürk: -Merhabalar. Sizinle tanışmak istiyorum. İsminizi öğrenebilir miyim? Çiftçi: -Aleyküm selam. N'apacaksın ismimi sen. Siz İngilizler daha gitmedi mi? Mustafa Kemal Paşa sizi kovmadı mı? Sen ismimi mi sormuştun. Eee ne olacak ki söyleyeyim. İsmim Ahmet. Bana Irgatoğlu Ahmet derler. Sen kimsin? Atatürk: - Benim kim olduğum önemli değil. Ben Ankara'da oturuyorum ve buraları çok severim ve gezmek istedim. Ama senin tarlanda hoş olmayan bir manzarayla karşılaştım. Sana bir sorum olacak. Neden şu bayanı dövenin başına bağladın? Neden bayana hayvan muamelesi yapıyorsun. Yazık değil mi? Çiftçi: - Var git başımdan alçak İngiliz. Def ol git. Sanane. Benim öküzüm mü var ki? Eşeğim mi var ki? Atatürk: -Peki hemşehrim. Gidiyorum ama seninle yine görüşeceğiz. Der ve arabasına biner hemen Ankara'ya döner. Sonra Ankara'da Çankaya'nın dışında bir yer ayarlar. Ertesi gün korumalarına o adamı yanına incitmeden getirmesini söyler. Korumaları da adamı incitmeden getirir. Çiftçi daha önce gelmediği bir yere gelir ve karşısında dün gördüğü o sarışın adamı görür. Çiftçi: - Yine mi sen? Sen nerden bulaştın bana? Peşimi bırakırsan iyi edersin? Yoksa Reis-i cumhur'un yanına gider seni şkayet ederim. Atatürk: - Sen şimdi reis-i cumhuru bırak. Bana dün anlattıklarını anlat ve şikayetini söyle. Söz veriyorum sana yardım edeceğim. Çiftçi ise korkusunu yenerek derdini anlatır. Çiftçi: -Param yok hiçbir şeyim yok. Ancak buğdayla geçiniyoruz ve onun yarısıda öşüre gidiyor. Öküzüm geçen sene yaşlanınca öldü, eşeğimi hırsızlar kaçırdı. Devlet yardım eder dediler ama kimse yardım etmiyor. Atatürk: - Bu memleketin kaymakamı yok mu? Çiftçi: -Var ama boşuna var. Kaymakamlığa gttim beni yaka paça dışarı attılar. Atatürk: -Bu memleketin valisi yok mu? Çiftçi: -Var ama o da odasında hiç olmazmış Atatürk: -Bu memlelketin başbakanı yok mu? Çiftçi: -O da sağırmış, duymazmış. Atatürk: -Bu memleketin reis-i cumhuru yok mu? Çifçi: -Ondan ümitliyim ama nasıl ulaşılır bilmem. Onun içinde geçen içkici dediler. Sarhoş dediler. Bana kimse yardım edemiyor anlayacağın. Sonra Atatürk başını öne eğer ve gözlerinden iki damla yaş akar. Çiftçiye bir gece bulduğu hanede kalmasını ister. Çiftçi de kabul eder. Ertesi gün Çankaya'da bürokratlar toplantısı kararlaştırılır. Atatürk, Başbakan İsmet İnönü'yü, İlçenin kaymakamını ve Ankara Valisi'ni çağırır. Sonra o çiftçiyi toplantıya getirir. Atatürk: -Çiftçimiz aç ve perişan. Çiftçimiz sahipsiz. Biz meğerse havanda su dövüyormuşuz. Çiftçi kardeşimiz kaymakama gitmiş yaka paça dışarı atmışlar, valiye gitmiş vali odasında yokmuş. Başbakan için tamamen sağır diye masallar uydurmuşlar. Yahu ben içmeyim de kimler içsin? Çiftçi olanları anlar ve Atatürk'ün elini öpmeye gider ama Atatürk estafurullah ile çiftçinin alnından öprer. Başbakan ise ona harçlık verir. Kaymakam ile vali çok büyük bir özür diler. Üç ay sonra aşar vergisi kaldırılır ve hayvanı olmayan çiftçilere mümkün olduğu kadar bir eşek ve bir öküz verilir. Saygılarımı Örnek Adam Mustafa Kemal Atatürk' sunarım.
__________________
YUTTA SULH CİHANDA SULH MEVZUBAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR. BİR ÜLKEDE NAMUSLULAR NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA O ÜLKEDE KURTULUŞ YOKTUR. YENİ BİR DÜNYA KURULUR TÜRKİYE'DE ORADA YERİNİ BULUR. |
|||||
|
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|